Karayipler’de Işıklar Sönerken: Enerji Ablukası Kıskacında Küba
21.05.2026
Simay Nur Şenyuva
Karayipler’de bir ideolojinin karanlığa gömülüşüne şahitlik ediyoruz. Küba Enerji Bakanı'nın yaptığı açıklamada Rusya Federasyonu tarafından adaya ulaştırılan acil durum petrol rezervlerinin tamamının tükendiğini doğruladı. Bugün başkent Havana dahil olmak üzere adanın tamamını esir alan 22 saatlik elektrik kesintileri, sadece bir enerji krizi değil insani bir felaket olarak değerlendiriliyor. Halkın; gıdaya, suya ve sağlık hizmetlerine erişimini imkansız hale getiren bu kriz, Küba halkında kaçınılmaz bir toplumsal infiali meydana getirdi. Küba'da halk sokakları ateşe vererek ve geleneksel ‘tencere-tava’ (cacerolazo) protestolarıyla dünyaya çaresizliklerini haykırıyorlar. Washington yönetiminin adayı abluka altına alması, Küba’ya petrol ihraç eden ülkelere siyasi ve ekonomik yaptırım uygulayacağını ifade etmesi Havana yönetimini ABD ile zorunlu bir müzakereye mecbur bırakacakmış gibi görünüyor.
Küba’nın bugün yaşadığı sistematik çöküş, esasında geçmişin bıraktığı ağır hasarların tam anlamıyla telafi edilememesinin bir sonucu. Soğuk Savaş döneminde ABD ile Küba arasındaki diplomatik kopuş, Castro devrimi ile adada yayılan sosyalist yaklaşım, Küba’yı SSCB ile bağdaştırmıştı. Bu yaklaşımın adaya getirisi, Soğuk Savaş jeopolitiğinin bir ödülü olarak SSCB’den sembolik fiyatlarla hibe edilen devasa petrol
rezervleri olmuştu. ABD’nin hemen altında kurulan bu ittifak Washington için acil durum sirenlerinin çalmasına sebep olurken Havana, kendi tüketemediği Sovyet petrolünü dünya pazarına ihraç ediyor ve ciddi bir döviz getirisi sağlıyordu. Ancak buradan da anlaşıldığı üzere Küba’nın SSCB’ye bağımlı bir ekonomi politikası geliştirmesi, sonun başlangıcı olarak değerlendirilebilir. 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla
adanın ağır bedeller ödeyeceği kaçınılmaz olacaktı. Yeni kurulan Rus rejiminin bu karşılıksız desteğe devam etmeyeceğini ilan etmesiyle adanın petrol ithalatı bir anda %10’lara geriledi. Literatüre ‘Özel Dönem’ (Periodo Especial) olarak geçen bu tarihi krizde; traktörlerden fabrikalara kadar tamamen fosil yakıtlarına bağımlı olan Küba sanayisi ve tarımı tamamen felç olurken adanın dışa bağımlı olduğu çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermiş oldu.
Havana yönetimi, 'Özel Dönem'in yarattığı bu yapısal travmadan ders çıkarmamış olacak ki kriz döneminden günümüze kadar gelen süre zarfında bağımlı ekonomilerinin rotasını değiştirerek ikinci bir krizin meydana gelmesinin önünü açmış oldu. Sovyetler zamanında adaya döşenen enerji altyapısı yenilenmedi. Kaderine terk edilen bu 30-40 yıllık termik santraller içten içe çürürken 2000’lerin başında Hugo Chavez önderliğinde Venezuela ile ‘petrol karşılığı doktor ve istihbarat hizmeti’ ittifakı gündeme geldi. Bu süreçte ada halkı kısa süreli nefes almış olsa da Pandemi döneminde turizm ekonomisine vurulan darbe adayı derinden sarstı. Bu sarsıntı, Ocak 2026’da Trump’ın hamlesiyle Venezuela’da Maduro yönetiminin devrilmesiyle kelimenin tam anlamıyla bir yıkıma evrildi. Küba’nın can damarı olan petrolün tamamen kesilmesi, zaten ömrünü tamamlamış olan yaşlı termik santrallerin topyekûn iflasına ve adanın bugünkü 22 saatlik mutlak karanlığa gömülmesine yol açtı.
Geleneksel müttefikinin göndermiş olduğu acil durum yakıt rezervlerinin de mayıs ayı itibariyle tükenmesi, ABD’nin ağır ambargosu Küba’yı tarihinin en keskin ve pragmatik diplomatik kararını almaya mecbur bırakıyor gibi görünüyor. Her ne kadar 2015 yılında Havana - Washington arasında ‘yumuşama dönemi’ (rapprochement) olarak adlandırılan bir süreç söz konusu olsa da yumuşama döneminin temel hedefi adayı askeri ve siyasi baskıyla değil daha çok ekonomik bağımlılıklarla adayı içeriden değiştirmeyi amaçlıyordu. 2017’de Donald Trump’ın iktidara gelmesiyle bu süreç noktalanmış, Küba tekrardan ağır yaptırımlara maruz kalmıştı. Nitekim Ocak 2025’te Donald Trump’ın Beyaz Saray’a geri dönüşüyle ivme kazanan agresif dış politika hamleleri ve ardından Venezuela’da Maduro rejiminin devrilmesiyle Küba’nın son kalesi de yıkılırken Küba Dışişleri Bakanlığı, adayı felç eden bu ablukayı esnetebilmek adına en büyük ideolojik düşmanı olan ABD ile doğrudan müzakere masasına oturduğunu resmen doğruladı. Asıl çarpıcı olan durum ise masanın karşı tarafında sıradan bir büyükelçi değil, CIA Direktörü John Ratcliffe’in oturuyor olması. Öte yandan Amerikalı yetkililerin yaptığı açıklamaya göre ABD, 30 yıl önce uçaklarını düşüren Raul Castro hakkında da bir iddianame hazırlığında. ABD’nin, ekonomik ve hukuken Küba’yı köşeye sıkıştırma hamlesi, bunun asimetrik bir güç ilişkisi olduğunu kanıtlamakta.
Sonuç olarak, Küba Devrimi’nin altmış yılı aşkın süredir verdiği varoluş mücadelesinin en büyük sınavı bugün vermektedir. Günün 22 saati karanlığa gömülen Küba halkı için ideolojik sloganlar anlamını yitirmiş, meydanlarda atılan anti- emperyalist söylemlerin rasyonel gerçekliğini kaybetmiştir. ‘Karayipler’de Işıklar Sönerken’ Havana’nın geleceği artık Washington’ın nihai baskısı altında, CIA direktörlerinin oturduğu müzakere masalarında şekillenecek gibi gözüküyor.
Kaynakça
Al Jazeera. (2026, 21 Nisan). Cuba confirms meeting with US official, wants end to Trump’s energy blockade. Al Jazeera News. https://www.aljazeera.com/news/2026/4/21/cuba-confirms-meeting-with-us-official-wants-end-to-trumps-energy-blockade
BBC Türkçe. (2026a). Küba'da elektrik krizi: Kesintiler neden kaynaklanıyor, halk ne diyor? BBC News Türkçe. https://www.bbc.com/turkce/articles/c072vzvzedgo
BBC Türkçe. (2026b). Küba’da enerji krizi nedeniyle 'olağanüstü hal' ilan edildi. BBC News Türkçe. https://www.bbc.com/turkce/articles/cy011zne1p3o